MİNİKKUS7716'YA HOŞGELDİNİZ

YORUM YAZMADAN ÇIKMAYIN

İYİ EĞLENCELER

Just copy and paste the code below into your MyPage.

text here

you can have a link here

eğlenceli dünyam - Blogcu



2/9/2008 ·


  

ESKİDEN anne babalar çocuklarını sokağın ve kötü arkadaşın etkilerinden korumak için çaba gösterir, çabaları sonuç vermediği zaman gelip bize danışırlardı. Bilgisayar ve bunun yan ürünü olan internet hayatımıza girdikten sonra, sokağın ve kötü arkadaşın yerini ‘internet kafe’ler aldı. Anne baba ile duygusal bağları zayıf, aile içinde kendilerini değerli hissetmeyen, okul başarısı düşük çocuklar ve gençler, artık sokak yerine internet kafelere gidiyorlar. Kötü arkadaşın yerini, şimdi internet bağlantısı olan ev bilgisayarları aldı. Bize danışmak için gelen anne babalar, sokak yerine, internet kafelerden ve evdeki bilgisayardan yakınıyorlar.

Bilgisayar kullanmayı bilmeyen çoğu anne baba, derslerine yardımcı olacağı zannıyla, yüzlerce dolar ödeyip çocukları için bilgisayar alıyorlar. Bilgisayar ise, tek başına, bir makineden ibarettir; ders öğretmek ve çocuğu daha akıllı yapmak gibi bir marifeti yoktur. Bilgisayarı faydalı kılan ‘software’ dediğimiz programlar ve eğitim CD’leridir. Bu programlar da, ancak kullanmasını bilen ve doğru biçimde kullanabilen ellerde faydalı olabilir.

Gördüğüm kadarıyla, çocuklar, harçlıklarıyla eğitim programları yerine oyun CD’leri satın alıyorlar. Bilgisayarın başında saatlerce oyun oynayarak zamanlarını boşa harcıyorlar. Zamanlarının boşa gitmesi bir yana, çoğu şiddet içerikli savaş ve dövüş sahneleriyle dolu olan bu oyunlar onlarda saldırganlık duygularını besliyor. Nitekim, bilgisayar oyunlarını incelediğinizde, onların sadece eğlendirmekle kalmadığını, aynı zamanda güçlü olma, kıyasıya yarışma, rakiplerini geride bırakma ve kazanma hırsı aşıladığını; bunları yaparken de, sevgi, yardımlaşma, paylaşma ve acıma duygularını körelttiğini görürsünüz. Korkak ve özgüvenden yoksun çocuklar, oyunu kazandıkları zaman, kendilerini cesur ve kahraman hissediyorlar. Böylece, başa çıkamadıkları gerçek dünyadan kaçıp, sanal bir mutluluk veren sanal bir dünyaya sığınıyorlar.

 

İnternette sizi ve

çocuğunuzu

bekleyen tuzaklar

 

ESKİDEN disketle çalışan küçük atari (oyun) cihazları vardı. Atari’si olmayan çocuklar atari salonlarına gider, oyun ihtiyaçlarını karşılarlardı. Anne babaların o günlerde yakındıkları atari salonları, bugünün internet ortamı yanında çok masum kalırlar. İnternet bağlantısı olan her bilgisayar, çocukların ve gençlerin ruh sağlığını bozmaya hazır potansiyel bir tehlikedir.

Dönem ödevi için malzeme toplamak amacıyla internete bağlanan bir öğrenciyi düşünün. Tamamen iyiniyetlidir, bilgi toplamaktan başka bir amacı yoktur. Arama motoruna istediği bilgiyi yazar ve ‘ara’ komutunu verir. Arama motoru, bu bilgiyi alabileceği onlarca site adresini bir liste hâlinde verir. Çocuk bu adreslerden birini tıkladığı zaman, daha gireceği adres açılmadan, bu adrese yamanmış ‘pop-up’ dediğimiz bir veya birkaç reklam sitesi açılıverir. Çocuğu sitede tutmak için, ücretsiz abonelikten tutun da ücretsiz müzik ve film CD’si göndermeye kadar bir sürü cazip seçenekler ileri sürülür. Yapacağı şey, sadece bir form doldurmak ve gösterilen web adresine bunu postalamaktır. Büyüklerin bile kaçamadığı bu tuzağa çocuklar kolayca düşerler. Çünkü, ücretsiz hediyeler gönderilecektir!

Bu reklam sitelerinin önemli bir kısmı pornografi içerikli olup yasa gereği “18 yaşından küçükler için uygun değildir” uyarısı yapılır. Ancak, siteye girecek kişinin 18 yaşından küçük olduğunu kim ve nasıl tespit edecektir? Çocuk, meraktan, “18 yaşından büyüğüm” seçeneğini işaretleyerek siteye kolayca girebilir. Böylece, çok masum bir amaçla internete giren bir çocuk kendisini onu her bakımdan zararlı bir sitenin içinde buluverir.

Bu bakımdan, çocuklarınızı internetin zararlarından korumak için ilk yapacağınız şey, bilgisayarı herkesin göreceği bir yere koymaktır. Ondan sonra, internetin faydaları ve zararları konusunda çocuğunuzu bilgilendirmeniz, bilgisayarda geçireceği zamanı sınırlandırmanız, ve internete bağlı iken onu arasıra kontrol etmeniz gerekmektedir.

 

Cevap bekleyen sorular

 

İNTERNETİ kötü amaçlarla kullanan kişilerin insanlar ve özellikle çocuklar üzerinde yol açtığı tahribat, son yıllarda, bir dizi araştırmanın konusu olmuştur. Bu araştırmalardan birini yürüten psikolog Michael G. Conner, “Internet Addiction and Cyber Sex” başlıklı makalesinde, altına kendi notunu da düşerek, şu soruları soruyor:

• Çocuğunuza dilediği zaman tanımadığınız bir yere gitmesine, tanımadığınız kişi veya kişilerle birkaç saat birlikte olmasına izin verir misiniz?

(Eğer çocuğunuzun odasında internet bağlantısı olan bir bilgisayar varsa, sorumuza “Hayır” demenizin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü, odasının kapısını kapatıp kendi başına kaldığında çocuğunuzun ne yaptığını bilemezsiniz. İstediği zaman internete bağlanıp, tanımadığı bir siteye girerek tanımadığı kişi veya kişilerle birlikte olabilir.)

• Kocanızın tanımadığınız bir kadının evine gitmesine, onunla saatlerce sohbet etmesine ve birlikte yatak odasına girmelerine izin verir misiniz?

(Eğer kocanızın çalışma odasında internet bağlantısı olan bir bilgisayar varsa ve onun bir internet bağımlısı olduğunu biliyorsanız, sorumuza cevap vermeden önce iyi düşünün.)

• İlişkileri yalan üzerine kurulmuş yabancı insanlarla tanışmak, onlarla sohbet etmek ve sırlarınızı paylaşmak ister misiniz? İnternet üzerinden tanıştığınız ve sohbet ettiğiniz insanların kim olduğunu biliyor musunuz? Onların verdikleri bilgilerin doğruluğundan emin misiniz?

(Eğer, “İki taraf bu sanal beraberlikten zevk alıyor ve eğleniyorsa, yalanın ne zararı var?” diyorsanız, sizin bir internet bağımlısı olduğunuzu söylemek zorundayız.)

 

Çocuğunuz veya siz,

internet

bağımlısı mısınız?

 

PSİKOLOG Conner, yaptığı araştırmada, günde iki saat ve daha fazla süre internette gezinenlerin internet bağımlısı olma riskiyle yüzyüze olduğunu ve aşağıdaki problemlerle karşılaştığını tesbit etmiş:

• Her gün internete bağlanma ihtiyacı duyma

• Çevreye karşı duyarsızlık

• Toplum ve aile ilişkilerinde zayıflama

• Günlük işlerde verimli ve üretken olamama

• Depresyon

• Eşler arasında cinsel uyumsuzluk

• Cinsel fantezilere düşkünlük

• Problemleri çözmeye çalışmak yerine, işleri oluruna bırakma

• İşyerinde interneti kişisel amaçları için kullanma

• Akademik ve zihinsel faaliyetlerde gerileme

Conner’in belirttiğine göre, günde iki saatten az bir vakit alması kaydıyla, bilgi almak, e-mail göndermek ve gelen mail’leri okumak için internete bağlanıyorsanız, endişe edecek bir durum yok. Ama eğer internet üzerinde harcadığınız zaman haftada toplam 18 saatten fazla ise, ‘internet bağımlılığı’ riski taşıyan insanlar grubuna giriyorsunuz demektir. Bankacılık ve internet pazarlamacılığı gibi görevler dışında, kişisel nedenlerle interneti günde 10 saatten fazla kullanan bir kimsenin ise, internet bağımlılığı ise, mutlaka tıbbî ve psikolojik tedavi gerektiriyor. Bu durumdaki bir kişi, Conner’a göre, muhakkak tedavi edilmesi gereken hasta bir internet bağımlısıdır.

 

Sanal bir dünya

 

Her alışkanlık gibi, internet alışkanlığı da irade zayıflığından ve iç denetim eksikliğinden kaynaklanıyor. İnternete bağlandığınız an, önünüzde onlarca seçenek çıkıverir. İstediğiniz adrese girebilir, istediğiniz bilgiye ulaşabilir, istediğiniz kişiyle sohbet edebilir, sonuçlarını düşünmeden istediğiniz gibi yalan söyleyebilirsiniz. Utanç verici, insan onurunu ayaklar altına alan, en iğrenç şeyleri izleyebilirsiniz. Çünkü, bunlardan kimsenin haberi yoktur. İlk günler eğlenmek, hoşça vakit geçirmek, yeni şeyler öğrenmek, heyecan yaşamak, internette neler olup bittiğini görmek ve belki de ibret almak için bu sanal âleme girmişsinizdir. Ancak, çok geçmeden, kendinizi aldattığınızı, huylarınızın değişmeye başladığını, gerçek hayattan her gün biraz daha koparak siberdünyanın bir üyesi olduğunuzu görürsünüz.

Psikolog Michael G. Conner, sözkonusu makalesinde internet bağımlılığının bilimsel açıklamasını yapıyor ve diyor ki: “İnternette yeni ve heyecan verici şeyler öğrendikçe, beyin kimyasında değişmeler görülür. Yaptığımız işten zevk aldığımız ve heyecan duyduğumuz zaman, beyinde ‘dopamine’ adı verilen bir kimyasal madde salgılanır. Bu maddenin salgısı arttıkça, yaptığımız işten başka birşey düşünmeyiz, çevremize karşı ilgimiz azalır.”

 

Sanal dünyanın yalanları

 

AİLECE tanıştığımız bir bayan okuyucum, geçenlerde kocasıyla birlikte ziyaretime geldi. Sohbet sırasında kocasının internet bağımlılığından yakındı, ve ona biraz nasihatta bulunmamı istedi. Ama daha ben ağzımı açmadan okuyucumun eşi savunmaya geçti. “Ben zararlı sitelere girmiyorum, haber okuyorum, bilgi topluyorum, sohbet ediyorum (chat yapıyorum), tartışma gruplarına katılıyorum, e-mail gönderiyorum ve gelen e-mailleri okuyorum” dedi ve ekledi: “İçkim yok, sigaram yok, kahveye gitmiyorum, meyhaneye gitmiyorum, evimde oturuyorum. Bunun nesi kötü?”

Okuyucumun eşi, bir internet bağımlısı idi. Karısına ve çocuklarına karşı sorumlulukları olduğunu, evine ayırması gereken zamanı internette tanımadığı insanlarla sohbet ederek geçirdiğini, bu yüzden aile içi ilişkilerin bozulmaya başladığını görmek istemiyordu.

İnternete giren çoğu insan isimleri, yaşları, cinsiyetleri, sosyal statüleri, meslekleri, adresleri ve kişisel özellikleri hakkında yalan söylemektedir. Geçenlerde bir okuyucumdan çok ilginç bir elektronik mektup aldım. İnternet üzerinden tanıştığı bir kızla nişanlanmış. Birbirlerini çok seviyorlarmış. Bir vesileyle, kızın elektronik posta adresinin şifresini öğrenmiş ve—doğru olmayan birşey yapıp—onun elektronik posta kutusuna girip kıza gelen bütün mektupları okumuş. Nişanlısının sanal âlemde bir başkasıyla dört senedir evli olduğunu ve sanal kocanın soyadını taşıdığını öğrenmiş. Kendisine “Sen benim ilk aşkımsın” diyerek yalan söylediği için nişanlısından ayrılmak istiyormuş, ancak karar vermeden önce bir de bana danışmak istemiş...

İnternetin pek çok marifetlerini duymuştum, ama ‘sanal âlemde evlilik’ yapıldığını ilk defa duyuyordum. Bana mektup yazan okuyucum sıradan biri değildi, makine mühendisliği son sınıfta okuyan bir gençti. Nişanlandığı kız da üniversite öğrencisi idi. Eğer bu iki genci dinleme ve analiz etme fırsatı bulabilseydim, büyük bir ihtimalle, karşıma çocuklarına yeterli zaman ayırmayan, onların sıkıntılarına ve sevinçlerine ortak olmayan, sevgi ve güven veremeyen, yüksek tahsil yaptırarak görevlerini yerine getirdiklerini zanneden iki aile modeli çıkacaktı.

Açıkçası, çocuklarımızı internetin zararlı etkilerinden korumanın yolu da, en sonunda ailede denge ve mutluluğun sağlanmasına gelip dayanıyor.

30/8/2008 ·

 
BLOOMom

Ejder Ateşi Perisi

Yaş: 16

Gezegen: Dünya

Hoşlandıkları: Büyülü dünyalar ve varlıklar ile ilgili herşey

Güçlü yanları: Başkalarını düşünür, bağımsız ve doğuştan lider ruhlu

Zayıf yanları: Sabırsız, inatçı, peri kökeni ile ilgili şüphelerinden dolayı biraz da güvensiz.

  • Bloom, sorunları, okulla ilgili sorumlulukları, arkadaşları ve… düşleriyle dünyadaki herhangi bir genç kızdan farksızdır.

  • Her gün sessiz sakin geçmekte olan yaşantısını sevmekte, öte yandan büyülü yerlerden ve sihirli varlıklardan oluşan bambaşka bir dünyanın varlığını hayal etmektedir.

  • Bloom, yüreğinin derinlerinde hayallerinin gerçeğe dönüşebileceğini hissetmektedir. Aslında, çok geçmeden, kendisinde onu çok özel bir kıza dönüştürecek olan büyük bir enerji olduğunu öğrenecektir! (Bu arada, “Enerji,” Sihirli Burçların bir özelliğidir… Sihirli Burcunu bilmiyorsan, Bloom bunu öğrenmene yardım eder!)

  • Bloom’un yazgısı, kendisinin düşleyebileceğinden çok daha farklı ve heyecan vericidir...

  • STELLA



    Güneş ve Ay Perisi

    Yaş:
    17

    Ülkesi: Solaria

    Güç Kaynakları: Enerjisini güneş ve ay ışığından alır.

    Hoşlandıkları: Güzel olan herşey, aşk büyüleri ve en son moda giysiler.

    Güçlü Yönleri: Hayat dolu, iyimser.

    Zayıf Yönleri: Alış-verişe çok meraklı olduğu için dersleri biraz zayıf.

    Diğer Özellikler: Güzellik konusunda son derece bilinçlidir ve Bloom’un yakın arkadaşıdır.

  • Stella, hayat doludur, ancak biraz bencildir ve kendine gereğinden fazla güvenir. Ancak Bloom’la tanıştıktan sonra kişiliğinin bu olumsuz yönleri biraz düzelecektir.

  • Stella, gezegeninden Alfea Peri Okulu’na ailesinin isteğiyle gelmiştir. Onlar kızlarının gerçek bir peri olmasını istemektedir. Ama Stella dersleri ve notları pek de önemsemez.

  • Stella, dersleriyle değil de giyimi ve görünümüyle ilgilidir. Her fırsatta zarafetini sergiler. (“Zarafet,” Sihirli Burçların bir özelliğidir… Sihirli Burcunu bilmiyorsan, Bloom bunu öğrenmene yardım eder!) Gösterişe meraklı ve çok hoş bir kız olduğunun bilincindedir.
  • FLORA



    Doğa Perisi

    Yaş:
    16

    Ülkesi: Yemyeşil Peri ülkesi

    Güç Kaynakları: Enerjisini çiçeklerden ve bitkilerden alır.

    Hoşlandıkları: Ormancılık çalışmaları, botanik deneyleri.

    Güçlü Yönleri: Grubun en olgunu, son derece sorumluluk sahibi.

    Zayıf Yönleri: Kendine güveni az.

    Diğer Özellikler: Yatakhanede Bloom’un oda arkadaşıdır.

  • Flora sıcakkanlı bir kızdır, daima herkese yardım etmeye hazırdır: Bunu doğaya duyduğu sevgiyle de ortaya koyar.

  • Alfea yatılı okulunda da olgun ve sorumluluk sahibi bir öğrencidir: En büyük düşü, Büyülü Boyut’taki bütün bitki ve çiçeklere yardım etmek için büyülü gücünü nasıl kullanacağını öğrenmektir.

  • Flora’nın bu kadar duyarlı olması bazen onu utangaç ve çekingen hale getirir, çünkü kendine yeterince güvenmez… (“Duyarlılık,” Sihirli Burçların bir özelliğidir… Sihirli Burcunu bilmiyorsan, Bloom bunu öğrenmene yardım eder!) Ama Winx sayesinde, yeteneklerine inanmayı öğrenecektir.
  •  

  • TECNA

  • Yaş: 16

    Ülkesi: Tekno Toz Peri ülkesi

    Güç Kaynakları: Gücünü yüksek teknoloji ürünü olan herşeyden alır.

    Hoşlandıkları: Bilim, bilgisayarlar, buluşlar.

    Güçlü Yönleri: Mükemmeliyetçi, çok kararlı.

    Diğer Özellikleri: Yarı androiddir.

  • Tecna, ilgi duyduğu alanlardan dolayı, daima kendini arkadaşlarından biraz farklı hissetmiştir: Ne de olsa, bilimden ve buluşlardan hoşlanmaktadır. Diğer kızlar boş zamanlarını eğlenceli uğraşlarla geçirmeyi severken, azimli ve kararlı bir kız olan Tecna, hep yeni şeyler keşfetmeye çalışır.

  • Belki duygusuz gibi görünebilir, ama bunun nedeni, onu daima arkadaşlarına bilgece öğütler vermeye yönelten müthiş sağduyusudur. (“Sağduyu,” Sihirli Burçların bir özelliğidir… Sihirli Burcunu bilmiyorsan, Bloom bunu öğrenmene yardım eder!) Arkadaşlarının yardımıyla, Tecna da içindeki duyguları keşfedecektir.
  • MİUSA



    Müzik Perisi

    Yaş:
    16

    Ülkesi: Melodi Peri Ülkesi

    Güç Kaynakları: Gücünü bütün müzik türlerinden almaktadır.

    Hoşlandıkları: Müzik aletleri çalmak, gün içinde hayallere dalmak.

    Güçlü Yönleri: Araştırma için doğal bir yeteneği vardır ve çok iyi bir gözlemcidir.

    Zayıf Yönleri: Bazen çok sinirlenebilir.

    Diğer Özellikleri: Tecna’nın oda arkadaşıdır.

  • Miusa, müzik dinlemeyi çok sever, böylece günboyu düş kurabilir...

  • Müziğin gücü, Miusia’yı capcanlı bir kız yapar; her an patlamaya hazır gibidir. Ayrıca, en zor anlarında bile arkadaşlarını neşelendirmeyi başarır.

  • Bazen düşünceli de olsa, müzik sayesinde hep hareketlidir ve yepyeni fikirlerle doludur: Hemen fark edilen yaratıcılığı Winx’in zor durumlardan kurtulmasına yardımcı olur.

    LAYLA


  • Akışkanların Prensesi

    Yaş:
    16

    Sihirli Burcu: Khimaira

    Ülkesi: Andros

    Güç Kaynakları: Morfix denilen ve şekil değiştirebilen bir sıvı.

    Hoşlandıkları: Spor yapmak, gururlu ve kararlı olmak.

    Sevmedikleri: Açık alanlar ve karanlık.

  • Winx grubuna yeni katılan bir üyedir. Uykucu adında sevimli bir pixie'si vardır.
  • 26/8/2008 ·

    Üç Kalp

    Karar ver artık kimi daha çok sevdiğini
    Kararsız olma sen üzme herkesi
    Kalbinde kim var o mu yoksa ben miyim
    Bilmek isterim yolumu çizeyim

    Sen de üzgünsün bu hayattan hem de nasıl
    Bir kalpte iki kalp nasıl yaşanır
    İki kişi seven iki defa ölürmüş
    Bir kalp yalnız bir kalbi düşünürmüş

    Ah sen üzgün ah ben üzgün
    O da üzgün yapma herkes de üzgün

    Gözler beni arar kalbin onu düşünür
    Tercih yap sonra üç kalp birden ölür
    Görülmemiştir böyle aşk inan dünyada
    Ne biçim sevgi üç kalp bir arada

    Yalan

    Hani bensiz bir hiçtin
    Nefes bile almak zor derdin
    Ben senin herşeyindim
    Yalan... yalan

    Gözüm görmez başkasını
    Sen ve ben elmanın iki yarısı
    Bir ömür boyu beraber
    Yalan... yalan

    Şimdi gördüm gerçek yüzünü

    Güne açan çiçekler gibiyiz
    Yalan... yalan
    Öyle saf ki sevgimiz
    Yalan...
    Ayıramaz bizi hiç kimse
    Yalan... yalan
    Ölene dek beraberiz
    Yalan...

     

    Olmaz Oğlan

    Amanın da amanın kim gelmiş
    Eski sevgilim gelmiş
    Sütü sıcak içmiş belli
    Gezmiş görmüş öğrenmiş

    Tok evin aç kedisi
    Aferinin delisi
    Ben seni nazlatamam
    Bulunur yenileri
    Ağa takılır biri
    Ben seni paslatamam

    İyi kötü hoşsun hâla
    Buralarda harcanma
    İyi kötü hoşsun hâla
    Buralarda paslanma

    Hiç bana bakma olmaz oğlan
    Sen kendine ısmarlan
    Hiç bana bakma olmaz oğlan
    Başkasına yuvarlan

    E hadi canım hadi ama dışarı
    Hayat işte cıss yapıyor adamı
    İyi kötü hoşsun hâla
    Buralarda harcanma

    E hadi canım hadi ama dışarı
    Hayat işte cıss yapıyor adamı
    İyi kötü hoşsun hâla
    Buralarda paslanma

    Sen beni sevdiğine inandırma
    Sen önce kendini inandır
    Ben sevilemeyen biri değilim ki
    Anlatıyorsun yıllardır

    Hiç bana bakma olmaz oğlan
    Sen kendine ısmarlan
    Hiç bana bakma olmaz oğlan
    Başkasına yuvarlan

     

    Özgür Değilim

    Ben özgür değilim
    Hiç olmadım
    Ben özgür değilim değilim
    Nasıl olsaydım
    Kredi kartımın borcu vardı
    Yani
    Özgürlük bu


    Özgürlük mü
    Kimmiş özgür
    Az bileni gezdirir
    Çok duyanı bezdirir

    Her manada uçmaktır ki
    Gel gör kuşların dili yok
    Özgürlük mü
    Kimmiş özgür

    Az bileni inandırır da
    Çok duyanı güldürür pek
    Her manada yalnızlıktır
    Gel gör reklam bu uçmuyor

    Papağanlar hep konuşur
    Sahibini yalancısı
    Her kanatla uçulmaz ki
    Bazısıyla hep düşersin


    Ben özgür değilim
    Hiç olmadım
    Ben tutsak değilim
    Hiç olmadım
    Ben üzgün değil
    Çok ağladım
    Ben özgür değilim
    Nasıl olsaydım
    Kredi kartımın borcunu ödedim
    Özgürlük bu


     

    Olta

    Herşey çok çabuk oluyor
    Dur kalk dur kalk hep çabuk oluyor
    İnsanlar kal...kala kala
    Balık balık bak takıldın oltaya
    Ahh canın acıyor.

    Ohh her şey çok çabuk oluyor
    Dur kalk dur kalk hep çabuk oluyor
    İnsanlar kal...kala kala
    Balık balık bak takıldın oltaya
    Ahh canın acıyor.

    Yetti yahu ölmek daha mı zor
    İki yaka düşman birleşmiyor
    Samanını buldum seyran nerde
    Davulun sesi tam dibimde.

    Yetti yahuuu ölmek daha mı zor
    İki yaka düşman birleşmiyor
    Samanını buldum seyran nerde
    Davulun sesi tam dibimde.

    Ohh herşey çok çabuk oluyor
    Dur kalk dur kalk hep çabuk oluyor
    İnsanlar kal...kala kala
    Balık balık bak takıldın oltaya
    Aaaa aaa
    Ahh canın acıyor.

    Suç gibi kala kaldık sonunda
    Dünya hali bu kimin umrunda
    Sabırla kuru olmuyor helva
    Derdim böyle,kime niye söyle.

    Suç gibi kala kaldık sonunda
    Dünya hali bu kimin umrunda
    Sabırla kuru olmuyor helva
    Kime niye söye,derdim böyle

    Ohh her şey çok çabuk oluyor
    Dur kalk dur kalk hep çabuk oluyor
    İnsanlar kal...kala kala
    Balık balık bak takıldın oltaya
    Aaaa aaa
    Ahh canın acıyor.

    Ahh canın acıyor
    Canın acıyor
    Ahh canın acıyor
    Canın acıyor.


     

    Nedenini Sorma

    Nedenini sorma buna hakkın yok yıllar sonra
    Gelip bana sorma
    Bu kadar kolay mı girmek hayatıma
    Her şey bitti deyip çekip gittin
    Hangi yüzle karşımdasın
    Yıllar geçti unuttum artık seni
    Ne istiyorsun?

    Nedenini sorma
    Bana sorma

     

     

    Her Şeye Rağmen

    Her şey küçük bir yalanla
    Başladı önce
    Masum oyunlar
    Zararsız bakışlar


    Aşk alışkanlık olunca
    İhanet kanımda alevlendi

    Kirlettim her şeyi
    Yıktım aradaki köprüleri
    Tek bir an uğruna
    Yaktım bütün gemileri

    Yine beni sevebilirmisin
    Herşeye rağmen
    Yine benim olabilirmisin
    Her şeye rağmen


    Her şeye rağmen

    Hiç sanmam
    Herşey Bitti

     

     

    Gitme

    İlk giden sen değilsin korkma
    Alıştım yalnızlığa

    Sende git terket beni
    Ölmem ya bu acıyla
    İhanet kaderim sanki
    Alıştım yalnızlığa

    Gitme diye yalvarsam
    Boşuna senin gözün dışarda
    Bitti biliyorum aslında
    Kalbim başkasıyla


    Gitme diye yalvarsam
    Boşuna senin gözün dışarda
    İlk giden sen değilsin korkma
    Alıştım yalnızlığa

    Korkuyorum gelen günden
    Her gün daha fazla
    Elimde değil nefretim
    Büyüyor insanlara


     

    Gecelerce

    Yokluğunda öğrendim her insan tek başına
    yalnızlık kaderimiz
    sensizlik öğretti her insan bir başına
    yalnizlik kaderimiz
    seni benim kadar seven bir başkasını bulamazsın
    elinde değil unutamazsın,

    Gecelerce bekledim gelirsin diye
    gözlerim yollarda gelmedin bile bile
    gecelerce bekledim ararsın diye
    telefonum hiç çalmadı aramadın bir kez bile ...

     

     

    Dün Tattın

    Duyduğum doğruysa eğer
    Benden doğruyu duymaktan başka
    Bir şeycik istemeyen biri var bu odada
    Tam karşımda

    Duyduğum doğru ise eğer
    Benden doğruyu duymak başka
    Bir şeycik istemeyen biri var bu odada
    Senden başka

    Emin misin
    Gerçeğe demirmisin
    Yalanı eğersinde
    Doğruya değermisin

    Doğruyu isteme boş ver tatlım
    Doğrunun eğriye faydası yok
    Nereden çıktı bu doğru merakın
    ama tabii sen daha dün tattın
    Dün tattın daha dün tattın

    Laylaylaylay
    Laylaylaylay


     

    Dur Dur

    Dur dur yavaş ol biraz
    Çekil geri dur biraz
    Evet seçtiğim sensin
    Hedefe kilitlendim, belki harika olur
    Elin tenimi bulur
    Yok yok o kadar değil
    Sınırı zorlama

    Dur dur daha değil dur dur
    Sana olan aşkım herkesi kudurtur
    Önce sen beni anla olacak zamanla
    Bu sözüme sevinip, şımarıp, fazla yayma

    Şimdi sokulda anlat
    Biraz kendini parlat
    Yok yok o kadar değil
    Sınırı zorlama
    Gördünmü hiçte zor değil
    Olur yaklaş ve eğil
    Yok yok o kadar değil
    Sınırı zorlama

    Sana dur demem gerek
    Beni durdurmam gerek
    Şimdi söyle sence böyle olurmu
    Çok da takmamam gerek
    Geriye bakmamam gerek
    Şimdi sence oldumu

    Fazla zorlama
    E hadi işime

     

     

    Çok Güzelsin

    çok güzelsin güzelsin çok
    şirinsi na slında yok
    demek haksızlık san
    ama...

    belki aradığın ben değilimdir
    benziyorum ama hiç değilimdir
    sırf bu yüzden bu yüzden
    birşey söyleyemem bu gece

    çok güzelsin güzelsin çok
    özelsin aslında yok
    demek haksızlık sana
    ama.....

    belki ardığn ben değilimdir
    benziyorum ama hiç değilimdir
    sırf bu yüzden bu yüzden
    birşey söyleyeymem bu gece....

    26/8/2008 ·

    TEST ÇÖZME TEKNİKLERİ

     

    Test çözmede üç unsur önemlidir.

     

    Bilgi : Öğrenme ile kazanılır. Tekrar ile pekiştirilir. Test çözme tekniğini kullanmanın temelini teşkil eder.

    Yorum: Öğrenilen ve tekrar ile pekiştirilen bilgi ile ilgili düşünce geliştirme veya bilgiye farklı açılardan bakabilme gücünü ifade eder. Test çözme tekniğinin geliştirilmesini sağlar.

    Hız: Kazanılan bilgiye ve elde edilen yorum gücüne ait problemlerin zaman kısıtlaması içinde çözülmesidir. Hız, test çözerken zamanı etkin bir biçimde kullanmanıza yardım eder.

     

    TEST ÇÖZERKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR:

     

     Her sorunun kendine has bir mantığı vardır. Test  çözerken kendi mantığınızla değil sorunun mantığına göre hareket etmelisiniz.

    Ø      Soru kökünün iyi okunup anlaşılması, daha sonra cevabın düşünülmesi gerekir. Soru kökü anlaşılmadan cevabı düşünmeye çalışmak hızı düşürür. Zaman kazanmak için soruyu okumadan cevap şıklarına koşmak sizi yanıltır.

    Ø      Soruda sizden ne isteniyorsa ne eksik, ne fazla isteneni düşünmelisiniz. Bazı sorular sizin için çok kolay gelir ve cevabın böyle kolay bir şık olamayacağını düşünürsünüz. Oysa bazen böyle kolay sorular sormak da  bu işin tekniğinin bir parçasıdır.

    Ø      Her testte bilgi düzeyinizin altında ve üstünde sorularla karşılaşırsınız. Ancak testin genelini standart bilgi birikimi ve yorum gücü ile çözülebilecek sorular oluşturur. Sorulara önyargılı yaklaşmamalısınız. "Bu soru zor yapamam” “Bu soru kolay cevap x şıkkı" gibi zaman kazanmaya yönelik aceleci davranışlar kazanmak yerine kaybettirir.

    Ø      Turlu Soru Çözme Yöntemi testteki her soruyu incelemenize yardımcı olur. Cevaplandırılmayan soruları soru kitapçığında bir işaret veya simge ile simgelendirmek o soruların ikinci turda daha kolay bulunmasını sağlar.

    Ø      Hatalı okuma alışkanlıkları da önemli sorunlar yaşamanıza neden olabilir. Olumsuz bir ifadeyi olumlu olarak okumak soruyu veya cevabı hatalı düşünmenize sebebiyet verebilir.

    Ø      İnsan psikolojisi soru içindeki ifadeleri olumlu yönde algılamaya eğilimlidir. Bu nedenle soru formlarında altı çizili veya kalın yazı karakterli ifadeleri daha dikkatli okumalısınız.

    Ø      Soru kökünün veya soru metninin uzun oluşu sizin için daha fazla ipucu anlamına gelir. Bu nedenle uzun metinli sorular daha kolay çözülebilen sorular olarak algılanmalıdır.

    Ø      Paragraf tipli sorularda genellikle paragraftan önce soru kökünün okunması paragrafın ikinci kez okunması zorunluluğunu önler. Soru kökünü okuyan zihin soruyu bu zihni hazırlıkla okuma eğiliminde olur.

    Ø      Cevabı konusunda tereddüt ettiğiniz soruları gelişigüzel cevaplandırmak yarar değil zarar verir.

    Ø      Cevap şıklarından sorunun çözümüne gitmek de test tekniğinde önemli bir yoldur. Yüzde yüze emin olmadığınız sorularda şıkları eleyerek doğru cevaba yaklaşabilirsiniz.

    Ø      Cevap şıklarını elerken eğer 2 şıkka indirgeyebilmişseniz bunlardan birisini seçmenizde hiçbir sakınca yoktur. Ancak ikiden fazla şık cevap olabilecek nitelikteyse bu soruyu cevaplandırmamanız, en azından sınavın sonlarına doğru tekrar soruya dönmek üzere boş bırakmanız daha uygun olacaktır.

    Ø      Test çözerken sorunun doğru cevabını bulmak kadar önemli bir diğer olay da cevap olamayacak şıkların tespit edilmesidir. Böylece çözüm alternatiflerini daha netleştirir ve doğru şıkka ulaşabilme hızınızı daha artırırsınız.

    Ø      Lise giriş sınavları hem psikolojik gerilimi yüksek olan hem de içerik zenginliği bulunan sınavlardır. Bu sınavlarda test çözümünü sekteye uğratan en önemli unsurlardan birisi de sınav kaygısı ve bu yüksek kaygı düzeyinin soruları anlamayı ve problemleri çözmeyi zorlaştırmasıdır. Test çözümü esnasında testte yer alan konu içeriklerinin dışındaki düşünme konsantrasyonu bozar. Bu nedenle hangi testi çözüyorsanız zihinsel içeriğinizin de o konunun sınırları içinde olması gerekir.

    Ø      Cevap şıklarında cevaba benzeyecek bazen iki bazen üç şık bulunur. Bunlara çeldirici adı verilir. Çeldiriciler ilk bakışta cevap gibi algılanabilir ama ufak bir zihinsel egzersizle doğru cevabı bulmanız mümkündür. Bu tip sorularda cevap genellikle soru metninde saklıdır.

     

    SORU ÇÖZERKEN  DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN BÖLÜMLER NELERDİR?

     

     Her şeyden önce yapmamız gereken soruya yaklaşırken kendi mantığımızla değil sorunun mantığıyla hareket etmemiz gerekmektedir.Çünkü her sorunun kendine has özel bir mantığı vardır.

     

    Ø      Öncelikle sorunun okunup anlaşılması daha sonra cevabın düşünülmesi gerekir. Kesinlikle soruyu okurken cevabı düşünmeyin. Her iki durumun birbirinden  ayrılması gerekmektedir.

    Ø      Soru içinde geçen ipuçlarından yararlanmayı bilin. Bunlar; altı çizili, koyu puntoyla yazılmış, "tırnak içinde," değildir, olamaz, her zaman, hiç bir zaman, bütün,  zaman zaman, yoktur, vardır, birbirinden farklı, birbirine benzer, eşdeğer, birden fazla, ayrı ayrı, iç içe, yan yana , ikisi bir arada, ana düşünce , yan düşünce, benzer düşünce , asla, genellikle, çoğu, vb.  ipuçlarıdır.

    Ø      Soru hakkında fazla bilgiye sahip değilseniz şıklardan yararlanın. Şıkları tek tek değerlendirerek elemeye çalışın. İçlerinden doğru cevabı kestirmeye çalışın. Eğer çok çelişkide kalıyorsanız boş bırakmanız daha iyidir. Çünkü her yanlış cevap hem kendini hem de doğru cevaplarınızı götürmektedir.Bu da netlerinizin düşmesine neden olmaktadır. Unutmayın ki her soru, her net önemlidir. Bir net sizi en az 20 000 kişinin üstüne de çıkarabilir altına da düşürebilir.

    Ø      Soruları okurken hızınız kesecek olan dudak kıpırdatarak okumaktan uzak durun. Çünkü bu durum hızınızı kesecektir.

    Ø      Ve her okuduğunuz kelimenin altını çizmeyin. Yapmanız gereken gözle okuma alışkanlığı kazanmanız ve okuma hızınızı arttırmanızdır.

    Ø      Soruları okurken mutlaka kılavuz olarak kurşun kalem kullanın ve önemli ipuçlarının altını çiziniz.

    Öncelikle soru cümlesini okuyarak ne istiyorsa altını çizin ve aklınızdan  geçirin. Sonra metin kısmını okuyarak soruda sizden istenen  kelimelerin altını çizin. Daha sonra  şıkları elemeye başlayın.

    Ø      Uzun paragraf sorularını cevaplandırırken soru cümlesini okuduktan sonra paragraftan bir  cümle okuyarak şıkları eleme yöntemini kullanın ve bunu paragraf bitene kadar devam ettirin.

     

    TEST ÇÖZERKEN KODLAMA KONUSUNDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

     

    Test çözümünde kodlama da önemli bir yer işgal eder. Soruyu kitapçık üzerinde çözmüş olmak o soruyla olan işinizin bittiği anlamına gelmez. Soruyu doğru çözmek kadar optik forma doğru kodlamak da önemlidir.

    Kodlama her sorudan sonra yapılmalıdır. Bu asla bir zaman kaybı değildir. Çünkü Kodlama için geçen süre bir ölçüde dinlenme sürenizdir. Bu zaman dilimi içinde bir soru ile olan zihinsel bağınızın koparır, bir başka soruya geçmek için zamanın geldiğini düşünürsünüz. Bu bilinç dışı bir faaliyettir. Ayrıca sınavın ilerleyen diliminde boş bir cevap kağıdı görmek yerine dolu bir cevap kağıdı görmek kendinize olan güveni sağlamanıza yardım eder.

    Zaman kazanacağım diye kodlamayı sona bırakmak sınav sonrası yorgunluk ve dikkat dağılmasının fazlalığı sebebiyle hatalı veya eksik kodlama riskini artırır, kaydırma yapmanıza yol açar. Her yıl %0,5 adayın kaydırma hataları nedeniyle mağdur olduğunu unutmayınız.

     

    TEST ÇÖZERKEN ZAMANLAMA KONUSUNDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

     

    Testi iyi çözmek için sadece doğruları bilmek yeterli değildir. Verilen zaman dilimi içinde bu doğruları bulmanız gerekir. Bu nedenle her bir soruya ne kadar zaman harcamanız gerektiği baştan planlanmalıdır.

     

    Ø      Çok sorulu testlerde "Turlu Soru Çözme Yöntemi" bilinen soruların çözümünü hızlandırır. Bilinmeyen sorularla zaman kaybını önler. Aynı zamanda zorluk derecesi biraz yüksek olan sorulara bakmayı ve bu sorular için daha fazla zaman kullanımını  sağlar.

    Ø      Zaman kazanmak için soru metni ve kökünü okumadan cevap şıklarına koşmak sizi yanılgılara düşürebilir.

    Ø      Soruları okurken hızınızı kesecek davranışlar olabilir. Örneğin sesli okuma alışkanlığı, dudak kıpırdatarak okumaya çalışmak, okunan her ifadenin altını çizmek gibi. Hızlı okuma tekniklerini kullanmalı ve sınav öncesi okuma egzersizleri ile okuma hızınızı artırmalısınız.

    Ø      Sınavda zaman kullanımını en fazla zora sokan bildiklerimiz ve bilmediklerimiz değil, biraz bildiğimiz ya da tereddüt ettiğimiz sorulardır. Bu nedenle soru ile inatlaşmak "bu soruyu çözmezsem ölürüm" mantığı bu testin sonunda hüsrana uğrama riskini artırır.

     

    HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ

     

    Sınavda hızlı okumak öğrenciye hem zaman hem de daha az yorularak daha fazla soru yapma şansı verir. Okuma hızınızı arttırmak için  şu tekniklere dikkat  edilecek hususlar;

     

    Ø      Göz mesafesi okunacak materyalle göz arası  en az 30 cm olmalıdır.

    Ø      Gözle okuyarak, dudaklar kıpırdatılmamalıdır.

    Ø      Sorular okunurken başka bir şey düşünülmemeli,  o tür düşünceleri düşünmek için  kendinize başka bir zaman ayırın ve o zamanda düşüneceğiniz yönünde kendinize telkinde bulunun.

    Ø      Çok parlak ve yetersiz ışıkta okuma yapılmamalıdır. Işığın geliş yönü sol arkadan olmalıdır.

    Ø      Kafa hep aynı seviyede tutulmalıdır. İleri geri sallanılmamalıdır.Dik oturulmalıdır. Sağa -sola veya öne fazla eğilmemelidir. Bu durumlar gözün çok çabuk yorulmasına ve satırlar arasında kaymalara neden olabilir.

    Ø      Okurken mutlaka kılavuz olarak kalem kullanılmalıdır ama okunan her kelimenin altı çizilmemelidir. Çok önemli kelimelerin ve ipuçlarının altı çizilmelidir.

    Ø      Okuma yapılırken gözler zaman zaman dinlendirilmelidir. Şöyle ki; Okuma yaparken gözlerinizi ara sıra kaldırıp uzak cisimlere bakmalıyız.

    Ø      Gözler ara sıra açılıp kapatılmalıdır. Bu göz kaslarının dinlenmesini ve  baş ağrısını önleyecektir.

    Ø       Okuma sırasında belirli zamanlarda kısa süreli aralar vermek gerekir. Bu arada kan dolaşımını hızlandıracak teknikler (elleri sallamak, boynu hareket ettirmek vb.) kullanılmalıdır.

    Ø      Okuma amacınızın olması okuma hızınızı arttıracaktır. Ne okuduğunuzu, niçin okuduğunuzu, ne bulmak istediğinizi  bilerek okumak.

    Ø       Okunacak malzeme hakkında daha önce bildiklerimizi aklımızdan geçirmemiz faydalıdır.

    Ø      Okuma mekanındaki ısı sıcaklığı ne çok soğuk ne de çok sıcak olmalıdır.

    Ø      Kelimeleri tek tek okuma yerine gruplandırarak okumalıyız.

     

     Hızlı okuma hem anlamayı kolaylaştırır hem de daha az yorulmamıza neden olur. Bir diğer faydası da dikkatimizi daha çok toplamamıza yarar.

     

     

     

     

     

     






    26/8/2008 ·


    DUYURU

     

    cuma günü blogcuya veda partisi var herkesi bekliyorum çok üzgünüm


    artık 3 ay sonra görüşeceğiz


    partide tatilde neler yaptığımızı söyleyeceğiz ve çok güleceğiz


    hepiniz davetlisiniz





    güle güle


     

     
     

    1/9/2008 ·
    arkadaşlar dollz yarışması başlatıyorum


    1.dollz stellasaadet


    2.

    3.

    4.

    5.

    6.

    7.
    1/9/2008 ·
    1243


    5678


    9101112

    13141516

    17181920

    21232425

    26282927

    3031
    30/8/2008 ·

    Bir Yolcuya

    Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
    Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
    Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
    Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

    Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
    Gördüğün bu tümsek Anadolu'nda,
    İstiklal uğrunda, namus yolunda
    Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

    Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
    Son vatan parçası geçerken ele,
    Mehmed’in düşmanı boğdugu sele
    Mübarek kanını kattığı yerdir.

    Düşün ki, haşrolan kan, kemik, etin
    Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin
    Bir harbin sonunda bütün milletin
    Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
     
    Necmettin Halil Onan
     
    (EZBERLENDİ)

    BAYRAK

    Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
    Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
    Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
    Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

    Sana benim gözümle bakmayanın
    mezarını kazacağım.
    Seni selamlamadan uçan kuşun
    yuvasını bozacağım.( ezberlendi...)

    Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
    Gölgende bana da, bana da yer ver !
    Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
    Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

    Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
    Kızıllığında ısındık,
    Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
    Gölgene sığındık.

    Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
    Barışın güvercini, savaşın kartalı...
    Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
    Senin altında doğdum,
    Senin dibinde öleceğim.

    Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
    Yer yüzünde yer beğen !
    Nereye dikilmek istersen,
    Söyle, seni oraya dikeyim !

     ARİF NİHAT ASYA

     

    SAKARYA TÜRKÜSÜ

    İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
    Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

    Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
    Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

    Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
    Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

    Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
    Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

    Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
    Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

    Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
    Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

    Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur.
    Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

    Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
    Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..

    Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
    Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

    İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
    Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

    Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
    Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!

    Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
    Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

    Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
    Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

    Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
    Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

    Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
    Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

    Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
    Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

    Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
    Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

    İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
    Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

    Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
    Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

    Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
    Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

    Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
    Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

    Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız;
    Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

    Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
    Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

    Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
    Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!

    Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
    Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

     NECİP FAZIL KISAKÜREK

     






     


     bu adreslerden birini


    O Zaman Başka

    Hoca'nın kadılık yaptığı sıralarda bir adam gelmiş:
    -Hoca efendi demiş,size bir şey danışacağım.
    -Buyrun sorun. Demiş Hoca, adam sözünü sürdürmüş:
    -Geçen gün , komşuların size ait olduğunu söyledikleri bir inek, tarlada bizim ineğin karnını vurup öldürmüş. Şimdi ne yapmam gerek? Hoca , sakallarını sıvazlayıp bir an düşündükten sonra :
    -Hayvan bu, demiş, dava edecek değilsin ya!..
    -Teşekkür ederim kadı efendi.
    -Sahibinin de bu işte suçu yok;ne bilsin böyle olacağını? Adamın yüzü gülmüş, tekrar söze başlamadan önce:
    -Kusura bakma kadı efendi, demin ben bir yanlışlık yaptım, ölen inek benimki değil, seninki imiş. Hoca , yerinden doğrulup:
    -Bak demiş, şimdi iş değişti. O halde verin raftaki kara kaplı kitabı da hele bir bakalım! ...




     
     
    Subaşının Eşeği

    Eşeği kaybolan Subaşı, ateş püskürmüş:
    -Çabuk benim hayvanımı bulun, yoksa karışmam! Diye bağırmaya başlamış. Herkesi bir telaş , bir korkudur almış. Eşeği aramak için dört bir tarafa dağılan Akşehirliler , yolda Hoca'ya rastlamışlar:
    -Aman Hocam, bize yardım et. Yolda sahipsiz bir eşek bulursan hemen yakala n'olur.
    -Eşek kimin?
    -Subaşının. Demişler. Hoca da: "Peki ararım" demiş ve türkü söyleye söyleye yolunu sürdürmüş. Karşısına çıkan bir köylü :
    -Hocam, böyle türkü söyleyerek ne yapıyorsun? Deyince , Hoca:
    -Subaşının kaybolan eşeğini arıyorum! Demiş. Adam , yine sormuş:
    -Peki , böyle türkü söyleyerek eşek mi aranır a Hoca?
    -El elin eşeğini elbette türkü söyleyerek arar. Hele eşek zorla aranıyorsa. Üstelik Subaşınınsa....




     
     
    Eşeğe Neden Ters Binmiş

    Bir gün Hoca, eşeğine binerek , arkasına takılan bir kısım insanlarla birlikte, camiden eve dönerken birdenbire durur, hayvandan iner ve yüzü insanlara dönük olarak eşeğe ters biner, yani semere ters oturur. Bunu görenler yaptığı hareketin nedenini sorarlar. Hoca şöyle der:
    -Düşündüm taşındım, eşeğime böyle binmeye karar verdim çünkü saygısızlığı hiç sevmem. Siz önüme düşseniz, arkanızı bana dönmüş olacaksınız; usulsüzlük saygısızlık olur. Ben önde gitsem, size arkamı çevirmiş olacağım ki bu da doğru değildir. Böyle ters bindiğim zaman ise hem ben önünüzden giderim, siz de ardımdan gelmiş olursunuz; hem de karşı karşıya bulunuruz!

     

     
     
    Perdeyi Ben Buldum

    Bir ahbap topluluğunda Hoca'nın eline iş olsun diye bir saz tutturmuşlar:
    -Hadi bize güzel güzel bir şeyler çal da dinleyelim! Demişler. Hoca sazı eline alınca mızrabı bir aşağı bir yukarı teller üzerinde rastgele dolaştırmağa ve böylece tuhaf tuhaf sesler, gıcırtılar çıkarmağa başlamış:
    -Aman Hoca demişler, saz dediğin böyle mi çalınır? Perdeler üzerinde usuliyle gezinmek gerek ... Hoca , elindeki sazı dımbırdatmağı sürdürürken:
    -Onlar perdeyi bulamazlar, aramak için gezinip dururlar. Ben buldum işte. Niçin boşu boşuna gezinip durayım, demiş. Gülmüş.


    « Önceki ::



    KoKu - Beyza Durmaz
    Get your own Chat Box! Go Large!

    FallingObjects